insanca yaşam projesi

KADIN BAKIŞ AÇISINDAN KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU*

Bu sayfa içeriğinin ms word kopyası tıklayınız.

BU KANUNDA KADINLARIN ADI YOK!
  1. Anayasamızda var olan durum
  2. Kamu yönetimi temel kanununda getirilen durum
  3. Kadın bakış açısı

Kamusal alanda halen uygulanmakta olan ve kamu yönetimi ile ilgili kanunlar; Anayasa, idari örgütlenme ve yerel örgütlenmeyi sağlayan kanunlar, üniter devlet anlayışını esas kabul etmiştir.

Ülkemizin coğrafi konumu, tarihi geçmişi çok sayıda sınır komşusunun olması ve bu komşuların da birbirlerinden farklı kültürü, yönetim biçimleri, siyasi anlayışlarının bulunması, ülkemizde, üniter devlet anlayışının esası kabul edilmesinde önemli rol oynamıştır.

ANAYASA:

Anayasa üniter devlet yapısını ve merkezden yönetim anlayışını aşağıda belirttiğimiz hükümlerinde açıklamıştır:

Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. (AY mad:1)

Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. (AY.mad:2)

Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı 'İstiklal Marşı'dır. Başkenti Ankara'dır. (AY.mad:3)

Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hükmü ile, 2 inci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. (AY. Mad:4)

Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. (AY. Mad:5)

İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.(AY. Mad:123)

Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. (AY.mad:126)

1-İdare:

Yukarıda; üniter devlet ve merkezden yönetim anlayışı ile ilgili, Anayasamızın hükümleri aynen yazılmıştır. Bu hükümler açıkça belirtmektedir ki, Kamu Yönetiminde Anayasamızın tercih ettiği sistem ülkenin idari açıdan da bölünmez bütünlüğü ve kamu idaresinin merkezden yönetim kurallarına göre gerçekleştirilmesidir.

Ülkenin, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre merkezden yönetimi her zaman verimli olamamaktadır. Ankara'dan uzakta bulunan bir yerin sorunlarının çözümü, ihtiyaçlarının giderilmesi, yönetimin daha verimli, süratli ve ekonomik işleyişini temin için, merkezi idare yetkilerinin bir bölümünü kendisine bağlı olarak kademelendirdiği alt birimlerine devreder. Bu birimler yetkiyi merkezi idare adına kullanır. Merkezi idarenin hiyerarşisine bağlıdır. Bu çerçevede, merkezi idare, illere ve iller de ilçelere ve diğer kademeli bölümlere ayrılmıştır. Bu idari yapılanmada üniter devlet yapısı ve merkezden yönetim ilkeleri aynen saklı tutularak yetkinin genişliği esas alınmıştır.

Yine, Anayasamızın 123. Maddesinde belirtildiği gibi, idarenin kuruluş ve görevleri Merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandırılmıştır.

Merkezden yönetim:

Başbakanlık - Bakanlar Kurulu - Bakanlıklar - yetki genişliği esasına dayalı ilgili veya ilişkili idari örgütlenme hiyerarşisi ile sağlanmaktadır.

2-Mahalli idareler:

Mahalli İdareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları gene kanunda gösterilen,seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir. Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir. (AY. mad:127)

Yukarıda Mahalli idareler ile ilgili Anayasamızın 127. maddesi aynen yazılmıştır. Anayasamız Mahalli idareleri; il, Belediye ve Köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen karar organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileri olarak tarif etmiştir.

Anayasamız Mahalli idarelerin örgütlenmesini;

  1. İl Özel İdareleri
  2. Belediyeler
  3. Köy Yönetimleri,

olarak düzenlemiş ve karar kurulları seçimle oluşan bu tüzel kişilikleri merkezi idarenin vesayeti altına almıştır. Karar kurulları seçimle oluşan ve aynı zamanda merkezi idarenin vesayetinde de bulunan bu mahalli idareler yerinden yönetim esaslarına göre görevlerini yerine getireceklerdir.

Yerinden Yönetim:

O mahalde yaşayan insanların yerel ve müşterek ihtiyaçlarının yerel seçilmiş organlar tarafından (Merkezi idarenin vesayeti altında) yerine getirilmesidir.

Yukarıda kısaca Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde doğrudan doğruya hiyerarşi merkezi idare ve vesayet ilişkisi ile dolaylı hiyerarşi altına alınan mahalli idarelerin hukuki ve fiili durumunu açıkladık.

Bu açıklamalar gösteriyor ki ülkemizin kamu yönetimi ile ilgili başta Anayasa olmak üzere, uygulanmakta olan diğer kanunlar; mahalli idarelerin yönetiminde uygulanmakta olan yerinden yönetim esasları; özgürlük, etkinlik ve katılım açısından antidemokratik hükümler içermektedir. Devletin bu var olan örgütlenmesi hantal bir yapı almıştır. Süratli, kaliteli, etkili ve verimli bir şekilde hizmet verememektedir. Çağdaşlaşmak, demokratikleşmek bir ihtiyaçtır. Gereklidir.

Halen uygulanmakta olan merkezi ve mahalli idarelerle ilgili kanunlar 19.yy bakış açısını içermekte ve gelişen, yaşayan toplumun güncel ihtiyaçlarına cevap verememektedir.

Toplumun ve ülkemizin bu alanda, kanuni değişikliğe ve çağdaşlaşmaya ve demokratikleşmeye ihtiyacı olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

Demokratikleşmeye ihtiyacımız var.

Ama nasıl?

Şu anda kanunlaşmak üzere Meclise sevk edilecek olan "KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU" ihtiyaçlarımıza uygun mu?

KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU:

Amaç:

Bu kanunun amacı katılımcı saydam hesap verebilir, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir kamu yönetiminin oluşturulması, kamu hizmetlerinin adil, süratli, kaliteli, etkili ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi için merkezi idare ile mahalli idarelerin görev yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, merkezi idare teşkilatının yeniden yapılandırılması ve kamu hizmetlerine ilişkin temel ilke ve esasları düzenlemektir. (Mad:1)

Kapsam:

Bu kanun, merkezi idare ile mahalli idareleri ve bunların bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarını kapsar.( Mad:2)

Kamu yönetiminin temel amaç ve görevi:

Kamu Yönetiminin temel amaç ve görevi, halkın hayatını kolaylaştırmak, huzur, güvenlik ve refahı sağlamak, hayat kalitesini geliştirmek, kişilerin hak ve özgürlüklerini kullanmalarının önündeki engelleri kaldırmak ve bu amaçlarla kanunlarla verilen görev ve hizmetleri yerine getirmektir. (Mad:4)

Kamu yönetiminin kuruluş ve işleyişinin temel ilkeleri:

KAMU YÖNETİMİ:

A-Merkezi idare:

1-Merkezi idarenin genel yetkileri:
2-Merkezi İdarenin görev ve hizmetleri:

B-Mahalli İdareler:

1-Yetki:

Kamu hizmetleri temel kanunun 8. Maddesi mahalli idarelerin yetkisini asıl ve temel yetki olarak kabul etmiştir.

2-Görev ve sorumlulukları:
3-Merkezi idare ile mahalli idareler arasında ilişkiler:

Kamu hizmetlerinin gördürülmesi:

Kamu hizmetlerinin daha etkili ve verimli olarak yerine getirilebilmesi amacıyla merkezi idare ile mahalli idareler,kendilerine ait hizmetlerden yetkili organların kararı ile uygun görülenleri, ilgileri itibariyle, üniversitelere,noterlere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına,hizmet birliklerine, özel sektöre ve alanında uzmanlaşmış sivil toplum örgütlerine gördürebilir. Bu durumda idarenin sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.( Mad:11)

DÜŞÜNCELER

• MERKEZİ İDARENİN YETKİ VE GÖREVLERİ VE GÖREV ALANLARI BU KANUNLA SINIRLANDIRILIYOR. Yani bu kanuna göre merkezi idarenin devlet olmaktan kaynaklanan gücü sınırlı bir güce dönüştürülüyor. Bu güçün ileride genişletilmesi imkanı da ortadan kaldırılıyor.(Mad 6-7)

• Merkezi idarenin yetki alanı olarak kabul edilen;

• Özel olarak kanunla merkezi idare tarafından yerine getirilmesi öngörülen ulusal nitelikli veya birden çok ili kapsayan diğer görev ve işlerde belirtilen iktidar alanlarının dışında kalan TÜM GÖREV VE YETKİLER MAHALLİ İDARELERE DEVİR EDİLMEKTEDİR.

Kısaca mahalli idareler genel yetkili, Merkezi İdare de istisnai ve sınırlı yetkili hale dönüştürülmektedir.

Yerel yönetimlere daha fazla yetki vermek hatta onları merkezi idarenin vesayetinden bir an önce kurtarmak, ülkemizde yaşayan herkesin, her vatandaşın ortak arzusudur. Ama mahalli idareleri vesayetten kurtaralım derken idarenin bütünlüğü kuralını da yok etmemeye ileride telafisi imkansız zararların meydana gelmemesine de özen gösterilmelidir. Diğer yandan, ülkemiz, dünya ekonomi ve siyaset değişikliklerine paralel gelişmeleri yapmak zorundadır. Bu değişiklikleri yaparken, toplumsal hizmetlere, halkın hızlı, kolay ve eşitçe erişebilmesi de sağlanmalıdır.

• Ülke nüfusumuzun büyük bir oranı yoksulluk sınırında yaşamaktadır. Toplumda sigorta görevi yapan orta tabaka çok küçülmüştür. Hatta yok olmaktadır. Bu çerçevede kamu hizmeti ve sosyal devlet anlayışı ve fırsatlarda ve sonuçlarda eşitlik anlayışı daha da önem kazanmaktadır.

Ülkemiz nüfusunun Yarısından fazlası kadındır. Eğitim,çalışma ve siyaset alanlarında fırsatta ve sonuçta hala kadın erkek eşitliği sağlanamamıştır. Yukarıda açıkladığımız gibi KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU anayasa yetkilerini de içeren bir çerçeve yasasıdır.

Bu kanunun, katılımcı,saydam, hesap verebilir, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir kamu yönetiminin oluşturulması ve kamu hizmetlerinin adil, süratli, kaliteli, etkili ve verimli bir şekilde yerine getirmeyi amaçlarken, toplumun yarısını oluşturan kadınlarla ilgili hiçbir konuda, çerçeve hükmünü koymaması kadın sorunlarına çözüm getirecek hukuki zemini hazırlamaması büyük bir eksikliktir.

Kamu Yönetimi Temel Kanununa konulmuş bulunan "Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve bu hizmetlerden yararlanmada ayrımcılık, bu hizmetlerle ilgili olarak insan hak ve özgürlüklerine kısıtlayıcı idari düzenleme ve uygulama yapılamaz" (mad 5/c) hükmü yeterli değildir Aşağıdaki şekilde bu hükme açıklık getirilmelidir.

KADIN BAKIŞ AÇISININ EKLENMESİNİ TALEP EDİYORUZ.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu, kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasının fiili olarak gerçekleştirilmesi ve mevcut engellerin kaldırılması için hukuksal ve kurumsal düzenlemeler dahil, gereken tüm önlemleri almalıdır.

Kamu organları ve idare makamları bütün işlemlerinde bu maddenin özüne uygun olarak hareket etmek zorundadır.

• Kamu yönetimi ile ilgili seçimler ve atamalar, cinsler arası eşit temsil ve katılımı fiilen sağlayacak şekilde özel önlemler alınarak, yapılması gerekmektedir.

• Devlet, kadın erkek eşitliğinin sağlanması konusunda 1985 yılında ana metnini 2002 yılında ek ihtiyari protokolünü imzalayarak bu gün içhukuk hükmü haline gelen CEDAW antlaşmasının ön gördüğü Kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi taahhüdü gereği, Kamu Yönetimi Temel Kanununda devredilen tüm yetkilerde kadın erkek eşitliğinin fiilen sağlanması yükümlülüğüne ilişkin hükmün konulması gerekmektedir.

• Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün Teşkilat yasası bir an önce çıkartılmalıdır. Bu teşkilat yasasının, kamu yönetimi temel kanununda devredilen alanlarda da teşkilatlanmasını sağlayan hükümler konulmalıdır.

• Merkezi İdarenin Kamu Yönetimine devir ettiği her yetkinin uygulanmasında başlangıçta yüzde 30 nihayetinde yüzde 50 olmak üzere, kadına yönelik olumlu ayrımcılığı gerçekleştiren hükümler konulmalıdır.

• Sosyal Devlet anlayışını, şeffaf, akılcı, çağdaş ve bilimsel süzgeçten geçirerek, uygulamada meydana gelen aksaklıkları da gidererek, yoksulluğu ve özellikle kadın yoksulluğunu önleyecek hükümlerin konulması gerekmektedir.

• Mahalli yönetimlerde mutlaka halk denetçisi kurumunun oluşturulması ve bu kurumun görev alanına iç hukuk hükmü olan CEDEW antlaşmasının uygulanması maddesinin de açıkça belirtilmesi gerekmektedir. (Yerel Müfettiş veya ombudsman)

• Kamu hizmetlerinin daha etkili ve verimli yerine getirilebilmesi amacıyla mahalli idareler, kendilerine ait hizmetlerden yetkili organların kararı ile uygun görülenler, ilgileri itibariyle üniversitelere, noterlere, meslek kuruluşlarına, hizmet birliklerine özel sektöre ve alanında uzmanlaşmış STK'lara gördürebilir.(mad.11) hükmünün uygulama aksaklıkları giderilmelidir.

• Kamu hizmetlerinin, özel sektöre de gördürebilme yetkisi, çok büyük cirolu uluslar arası şirketlere de kamu hizmetlerinin ihale edilebileceği imkanını getirmektedir. Bu büyük yabancı sermaye karşısında, iç hukuk hükümlerine göre geçimini sağlamak üzere hizmet veya üretim yapmak isteyen küçük sermayeli şirketler ihaleleri alamayacaklardır. Ekonominin kendi kuralları içersinde yok olacaklardır. Rekabet edilemeyen uluslar arası şirketler, kâr getirebilecek bütün kamusal alanın tek hakimi olacaklardır. Yine bu kanunla getirilen yenilikle devlet memurluğu güvencesi kaldırılarak verim esasi getirildiğinden kamu yönetiminde çalışan tüm işçiler de iş akdinin fesih edilmemesi gayreti ile işverenin kayıtsız şartsız emir ve kumandasında sadece ve sadece işini kaybetmeme korkusu ile çalışacaktır. Bu uygulama, 20 yıl 30 yıl sonra, kendine güvenli, kararlı, geleceğine umutla bakan genç, üretken nesli, ikicileştirip,verilen emri kayıtsız şartsız yerine getiren kişiliksiz güvenini yitirmiş yurttaşlar yaratacaktır. Ortadoğulu olma kavramı, ortadoğuda yüzyıllardır var olan medeniytle genlerini geliştirmiş, kendine güvenli geleceğe umutla bakan nesiller de yok olacaktır.

• Kamu hizmetlerinin STK'lara gördürülebilme yetkisi de iktidarda bulunan siyasi partiye yakın görüşte olan STK'lar bu hizmet devrinden yararlanabileceği,diğer STK'ların bu ise yararlanamayacağı açıktır.

• KAMU REFORMU TEMEL KANUNU yenilik getiren hukuki bir statüdür. Bu haliyle Anayasaya aykırıdır. Örnek ülkelerde kamu yönetimi temel kanunları son değişiklikleri ve uygulamaları ve aksaklıkları da incelenerek, ülkemizin ihtiyaçları da dikkate alınarak ve yeni Anayasa düzenlemesi de yapılarak ülkemizin yurttaşlarını, kurum ve kuruluşlarının mutluluğunu sağlayacak bir düzenlemenin yapılması gerekmektedir.

Not:

* Bu belge "İnsanca Yaşam Projesi" Temel İnsan Hakları Eğitimleri kapsamında Seyhan Ekşioğlu tarafından hazırlanmıştır.