insanca yaşam projesi

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER MEDENİ ve SİYASİ HAKLAR SÖZLEŞMESİ'NE İLİŞKİN ATÖLYE ÇALIŞMASI

Bu sayfa içeriğinin ms word kopyası tıklayınız.

Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Korunan Haklar:

  1. Halkların kendi kaderini belirleme hakkı
  2. Ayrımcılık yasağı, hakları uygulama ödevi
  3. Kadın ve erkek eşitliği
  4. Hakları askıya alınması
  5. Özgürlükleri yok etme ve hakları daraltma yasağı
  6. Yaşama hakkı
  7. İşkence ve insanlık dışı muamele yasağı
  8. Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı
  9. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı
  10. Özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin insanca davranış görme hakkı
  11. Borç için özgürlüğünden yoksun bırakma yasağı
  12. Serbest dolaşım ve yerleşme özgürlüğü
  13. Yabancıların keyfi olarak sınır dışı edilmeme hakkı
  14. Adil yargılanma hakkı
  15. Suç ve cezaların geriye yürümezliği
  16. Yasa önünde kişi olarak tanınma hakkı
  17. Özel hayatın korunması
  18. Düşünce, vicdan, din ve inanç özgürlüğü
  19. Düşünce, ifade ve bilgi alma özgürlüğü
  20. Savaş propagandası ile ulusal, ırksal ve dinsel nefretin savunulması yasağı
  21. Toplanma hakkı
  22. Dernek kurma ve sendika özgürlüğü
  23. Evlenme ve aile kurma hakkı
  24. Çocuk hakları
  25. Siyasi haklar
  26. Yasa önünde eşitlik
  27. Azınlıkları korunması

Olay 1

H Hastanesinin Başhekimi Bayan B, 23.6.1992 tarihinde evinde ölü olarak bulunur. Evde B dışında beş kadının daha cesedi bulunur. Maktullerin elleri arkadan bağlı ve başları ezilmiş vaziyetttedir. B'nin komşusu K, olaydan evvelki akşam dört erkeğin eve girdiğini gördüğünü belirtir ve akabinde evden düşme ve eşya kırılması sesleri duyduğunu söyler. K, bunun üzerine şüphelendiğini ve daha sonra olay yerini terk eden bir aracın plakasını not ettiğini belirtir. Aynı akşam bir polis memuru da aynı aracı görerek plakasını kaydetmiştir.

Polis plakanın P adına kayıtlı bir araca ait olduğunu tespit eder. Araştırmalar sonucunda Bay P'nin, maktul B'nin bir kaç aydan beri başhekimi olduğu hastaneye ecza malzemesi sattığı ve Doktor B'nin Bay T'den malzeme alınmasını kabul etmediği öğrenilmiştir.

Polis, P'yi ve ayrıca yanında çalışan Bay S ve Bay T'yi 26, 29 ve 30 Haziran 1992 tarihlerinde evlerinden alarak gözaltına alır. Komşu Bay K, bu kişileri teşhis ederek eve girenler arasında gördüğünü belirtir. 14.8.1992 tarihinde P, S ve T Hakim huzuruna çıkartılır. Savcılık, diğer hususlar yanında Bay P tarafından bir süre evvel Bayan B'ye bir telgraf gönderildiğini belirtir ve bu telgrafın Bayan B'nin eşine çekildiğini ve "Eşinize söyleyin artık ilaç alımlarında indirim filan beklemesin" içeriğine sahip olduğunu söyler. P, S ve T hakkında tutuklama kararı verilir.

P, S, ve T tutuklama kararına esas olan hususlardan telgraf delilinin dosya içerisinde bulunmadığına da dikkat çekerek 1.12.1992 tarihinde tutuklamaya itiraz ederler, itiraz reddolunur. Bunun üzerine başvurucular, aleyhlerindeki delillerin çok zayıf olduğundan hareketle kefaletle serbest bırakılma talebinde bulunurlar. Talep reddolunur.

P,S ve T tutukevinde bulundukları sırada, T'nin Gardiyan G önderliğinde bazı gardiyanlar tarafından iddia tanığı olarak ifade vermeye zorlamak amacıyla 24 ve 25 Mart 1997 tarihlerinde "alkol işkencesi"ne tabi tutulduğu iddiası ile ihbarda bulunurlar. Bu konuya ilişkin yetkili makamların herhangi bir girişimi olmaz. Ancak başvurucular İnsan Hakları Komitesi'ne alkol işkencesinin ne olduğuna ilişkin bilgi sunmazlar.

Komite'ye başvuru tarihinde, henüz başvurucular hakkında kamu davası açılmamıştır.

*Bu olayda aktarılan vakıalar 788/1997 No.'lu başvuruya dayanmaktadır.

Olay 2

D Devletinin Devlet Başkanı DD'nin, F Devleti'ni ziyareti sırasında, DD'yi karşılamak üzere F Devlet Başkanlığı sarayı önünde toplanmış olan kişilerden bir kısmı, D Devletindeki insan hakları ihlallerini kınayan bir pankart açmış ve bildiri dağıtmışlardır. Bu sırada orada bulunan diğer kişiler de D ve F Devletlerinin bayraklarını sallayarak DD'yi karşılamışlardır. Pankart açılması üzerine polis pankartı derhal indirmiş ve pankartın sahibi olduğunu beyan eden Bayan E'nin "Kamuya Açık Alanlarda Düzenlenen Toplantılara İlişkin Kanun"a muhalefet ederek önceden bildirimde bulunmadan kamuya açık alanda toplantı yaptığını Savcılık'a bildirmiştir.

Mezkur yasa 6 saat önceden bildirim yapmaksızın kamuya açık alanlarda toplantı yapılmasını suç saymaktadır. Yargılama sırasında Bayan E, mezkur kanunun ancak ve sadece toplantı hallerinde uygulanabileceği, oysa kendisinin bir toplantı düzenlemediği ve sadece konuk Devlet Başkanı'nın ülkesinde yer alan insan hakları ihlallerini eleştirdiği ve dolayısıyla Anayasal ifade özgürlüğü hakkını kullandığı yönünde savunma yapmıştır. Yargılama sonucunda ise kanuna muhalefetten suçlu bulunarak para cezasına çarptırılmıştır. Davada, Bayan E'nin bu durumun BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ne aykırılık oluşturduğu iddiası değerlendirilmemiştir. Bayan E'nin toplantı tertip etmediği yönündeki savunması ise "grubun oradaki kalabalıktan ayrılabilir nitelikler taşıdığı" gerekçesiyle aslında toplantı kapsamında ve dolayısıyla mezkur Kanun çerçevesinde değerlendirilecek bir hal olduğu gerekçesiyle kabul görmemiştir.

Temyiz incelemesi sonucunda mahkumiyet kararı onanmış ve ayrıca BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin ifade ve toplantı özgürlüğüne sınırlamalar getirilebilmesine izin verdiğine ve olayın da sınırlama kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

*Bu olayda aktarılan vakıalar 412/1990 No.'lu başvuruya dayanmaktadır.

Olay 3

Başvurucu Bay B, 20 Ağustos 1981 tarihinde yakalanmıştır. 15 Eylül 1981'e dek herhangi bir resmi bildirim yapılmamış ve B'ye sadece bir cinayet soruşturması ile ilgili olarak tutulduğu yönünde bilgi verilmiştir.15 Eylül'de ise, 2 Temmuz 1981 tarihinde Bay M'yi öldürmekle suçlanmıştır. Bay B, 9-15 Şubat 1983 tarihleri arasında Bay C ile birlikte Bay M'yi öldürme suçundan yargılanmış ve dava sonucunda suçlu bulunmuş ve ölüm cezasına çarptırılmışlardır.Yüksek Mahkeme gerekçe bildirmeksizin karar onanmıştır.

Yargılama sırasında iddia makamı, başvurucu ve diğer sanık aleyhinde çeşitli deliller sunmuştur: a) Sanığın evindeki tuvalette bulunmuş olan üzerinde kan lekeleri olan giysi, b) Suç işlemek için bir sebebin varlığı (Sanıklar, maktüle ait bir ineği çalarak satmışlardır. Satım karşılığında aldıkları senedi henüz tahsil etmemişlerdir ve ayrıca maktulün aleyhlerinde hırsızlık yaptıkları ihbarında bulunmasından çekinmektedirler.) c) Başvurucunun kızkardeşi ve diğer sanık Bay C'nin erkek kardeşinin ifadeleri (Başvurucunun kızkardeşinin ifadesi tuvalette bulunan giysiye ilişkindir, Bay C'nin kardeşinin ifadesi ise Bay C'nin, cinayetin ertesi sabahı kendisinden bir bavul ödünç aldığı yönündedir.)

Bay B, 15 Eylül 1981 tarihli ifadesinin şiddete dayalı, hukuka aykırı olarak ve rızası dışında alındığı ve ayrıca maktul M'nin ölümü hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtmektedir.

Bay B, kendisine avukat ile ilk duruşma tarihine dek hiç görüşmemiş ve ilk görüşmeleri de 15 dakika sürmüştür. Daha sonraki görüşmelerin toplam süresi de 7 dakikadır. Kısacası Bay B'nin savunması 22 dakikada hazırlanmıştır. B, temyiz duruşmasına katılamamıştır ve karar da kendisine tebliğ edilmemiştir.

Cezaevinde bulunduğu sürede Bay B, yeterince gıda alamadığını, hiçbir spor faaliyeti ve sağlık hizmeti olmadığı ve günün 24 saatini hücresinde kilitli olarak geçirdiğini öne sürmektedir.

Bay B, Başvuru esnasında cezanın infazını beklemektedir.

*Bu olayda aktarılan vakıalar 253/1987 No.'lu başvuruya dayanmaktadır.

Olay 4

Bay M, E devletinin geçmiş hükümetlerinde görev almış bir kişidir. Hükümetin değişmesi üzerine görevinden istifa etmiş ve S devletine siyasi iltica talebi ile başvurmuştur.

E devlet başkanının ölümü üzerine, ülkesine dönmüş ve Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başlamıştır. Ancak, devlet dışı bazı grupların tehditlerinden dolayı, ülkesini tekrar terk etmek zorunda kalmış ve S devletine olan iltica talebini yenilemiştir.

Başvurucu, muhalefet partisinin faaliyetlerini aktif olarak desteklemek üzere, 1988 yılında ülkesine dönmüştür. 16 Ağustos 1988 tarihinde, güvenlik güçleri tarafından alıkonulmuş, elleri kelepçelenmiş, gözleri bağlanmış ve konuşmasını engellemek üzere, ağzına bir mendil sokulmuştur. Alıkonulmasının gerekçesi belirtilmemiş olmakla birlikte, başvurucu bunun siyasi faaliyetleri nedeniyle ve bu faaliyetleri engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini iddia etmektedir.

Gözaltına alınmasının ardından, bir hafta boyunca bir gemide tutulmuş, yiyecek ve içecek verilmemiştir. Daha sonra götürüldüğü cezaevinde, 2 gün boyunca işkence edildiğini iddia etmektedir. Uğradığını iddia ettiği kötü muamele ve işkenceye ilişkin verdiği ayrıntılar, aynı dönemde gözaltına alınan kimselerin ifadeleriyle uyum içindedir.

Başvurucu, alıkonulduğu bir ayı geçen süre içinde, hiçbir sağlık hizmeti almadığını, akrabaları getirmediği sürece, hemen hemen hiç yiyecek verilmediğini ifade etmektedir.

10 Ocak 1990 tarihinde, sağ dirseğinde meydana gelen enfeksiyonun ilerlemesini önlemek üzere, ameliyat olması gerekmiştir. Başvurucu, bu enfeksiyonun 1988 yazında gerçekleşen kötü muamele sonucunda gerçekleştiğini belirtmektedir. Bu iddiasını desteklemek üzere, başvurusuna tıbbi raporlar da eklemiştir.

1 Mart 1990'da, yine hiçbir neden belirtilmeden serbest bırakılmıştır.

Başvurucu, bu dönem içinde yapılan yargılamasının adil yargılama kriterlerine uymadığını iddia etmiş, ancak yargılamanın zamanı, yeri ve koşulları hakkında bilgi vermemiştir.

E devleti, başvurucunun iddialarını yanıtlamamıştır.

*Bu olayda aktarılan vakıalar 414/1997 No.'lu başvuruya dayanmaktadır.

Olay 5

Bay P ve 18 kişi, terörist faaliyetlerde bulunmak suçuyla, vatandaşı oldukları G Devletinde, 5 Ekim 1993 tarihinde mahkeme önüne çıkarılmışlardır. 6 Mart 1995'de Bay P, suçlu bulunmuş ve 14 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Başvurucunun belirttiğine göre, sığınma talebinde bulunduğu A Devleti, G Devletinin yaptığı iade talebini, 3 Şubat 1993'te reddetmiştir. Bunun üzerine A Devletinden kaçırılmış ve hukuka aykırı olarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu, gözaltına alınması sırasında ve sonrasında dövülmüş ve 6 Nisan 1993 ve 27 Mayıs 1993 tarihleri arasında tutulu kalmış, daha sonra nakledildiği ve tecrit edildiği hücrede ise Ağustos 1993'e kadar tutulmuştur.

Başvurucu, 13 Ağustos ve 11 Aralık 1994 tarihlerinde, hücresinde ciddi şekilde dövüldüğünü ve ayrıca kendisi aleyhinde beyanda bulunmaya zorlandığını ifade etmektedir.

Başvurucu, suç iddiasına ilişkin tüm belgelerin suretinin de kendisine verilmediğini ve avukatlarıyla görüşmesinin zaman zaman engellendiğini iddia etmektedir. Başvurucu ayrıca, duruşmalar sırasında konuşmasına izin verilmediğini ve gerekçe belirtilmeksizin duruşma salonundan çıkartıldığını belirtmektedir. Duruşma tutanaklarında, başvurucunun yargılamayı protesto etmek üzere, heyete sırtını dönmesi nedeniyle salondan çıkartıldığı belirtilmektedir. Başvurucunun avukatı da salondan çıkartılmıştır. Bunun ardından yargılama devam etmiştir.

Başvurucu, farklı siyasi görüşleri ve bu görüşleri ifade etmeye çalışması nedeniyle mağdur edildiğini ve şiddet eylemlerinde bulunmadığını ifade etmektedir. G Devleti'nde 1992'de yapılan seçimle başa geçen hükümet, bir askeri darbe ile yıkılmış ve başvurucunun iddiasına göre, kendisinin de içinde yeraldığı muhalif hareket sert biçimde bastırılmış ve siyasi faaliyette bulunmaları engellenmiştir.

*Bu olayda aktarılan vakıalar 623/1997 No.'lu başvuruya dayanmaktadır.

Olay 6

Başvurucu, eski bir sendika lideri ve U Devleti Parlamentosu Temsilciler Meclisi yedek üyesi, 68 yaşında bir U Devleti vatandaşı olan ve halen burada tutuklu bulunan babası Bay R adına yapmıştır. Başvurucu, babasının gençliğinden beri tornacı olarak çalıştığını, geçmişte Ulusal Metal İşleri Sendikası'nın Genel Sekreterliği ve Uluslararası Metal Sanayi İşçi Sendikaları Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüttüğünü ifade etmiştir.

Başvurucu, babasının 19 Ocak 1976 tarihinde gözaltına alındığını ve mahkeme kararı olmaksızın, tecrit edilerek alıkonulduğunu ve 4 ay boyunca babasının sadece tutulduğu yerin değil, aynı zamanda gözaltına alındığının da, bu süre boyunca saklı tutulduğunu ileri sürmektedir. Başvurucunun iddiasına göre aile, babasının hayatta olduğunu ve alıkonulduğunu, annesinin iki görevli tarafından babasının kıyafetlerini istemek için ziyaret edilmesi üzerine dolaylı olarak öğrenmiştir. Bundan 2 ay sonra, başvurucunun annesi ilk defa olarak eşini görmek için izin alabilmiştir. Başvurucu, babasının gözaltında bulundurulduğu bu ilk dönemde nasıl bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin ayrıntılı bilgi sunmasının mümkün olmadığını, ancak, en az iki kere hastaneye sevkedildiğini, bunun da ancak son derece ciddi hallerde yapıldığını bildirmektedir.

Başvurucu ayrıca, altı aylık idari gözaltı süresinden sonra, babasının mahkeme tarafından 10 Ağustos 1976 tarihinde "yıkıcı faaliyette bulunma" ve "ihanete varan derecede Anayasal düzene karşı kalkışma" suçlarıyla itham edilmiş ve 12 yıl ağır hapis cezası istemi ile devam eden yargılama sonucunda, Eylül 1978'de istem doğrultusunda hapse mahkum edilmiştir. Bu bağlamda başvurucu, babasının kendisini yargılayan mahkeme karşısında eşit durumda bulunmadığını, zira sendikal veya siyasi faaliyetlere ilişkin yargılamalarda, sanıkların mutlaka mahkum edildiklerini iddia etmektedir. Başvurucu, aleni duruşma yapılmadığını ve hatta hükmün dahi aleni verilmediğini, duruşma sırasında babasının sözlerinin tutanaklara tam olarak geçirilmediğini ve hakim tarafından özetlendiğini belirtmektedir. Başvurucu ayrıca, siyasi tutukluların davalarını alan avukatların sistematik olarak tehdit ve taciz edildiğini de ifade etmektedir.

Başvurucu, 12 yıl hapis cezası yanında, babasının 15 yıl süreyle kamu görevinden yasaklı olmasına karar verildiğini ve aynı süre boyunca tüm siyasi haklarını kullanmasının da yasaklandığını belirtmektedir.

*Bu olayda aktarılan vakıalar 44/1977 No.'lu başvuruya dayanmaktadır.